Sığırın genetik kapasitesinin imkân verdiği ölçüde maksimum verimin alınabilmesi için gerekli refah koşulları sağlanmalıdır. Bu koşulları sağlamak öncelikle bakım ve besleme koşullarını iyileştirmek ile mümkündür.
Holstein ırkı sığırlar verim dönemine, miktarına ve yaşlarına bağlı olarak -40 ?C'yi bile tolere edebilmektedirler.
Süt sığırları için alt kritik sıcaklıklar (Armstrong ve Hillman,1999)
|
Hayvan
|
Nitelik
|
Alt kritik
sıcaklık (?C)
|
|
Süt sığırı
|
Kuruda ve gebe
|
-13.8
|
|
Süt sığırı
|
7.7 kg/gün süt verimi
|
-23.8
|
|
Süt sığırı
|
19,5 kg/gün süt verimi
|
-32.2
|
|
Süt sığırı
|
31,2 kg/gün süt verimi
|
-40.0
|
|
Buzağı
|
Yeni doğmuş
|
8.8
|
|
Buzağı
|
1 aylık
|
0
|
Armstrong ve Hillman (1999) yaptıkları araştırma sonuçlarına göre yem tüketim isteği ortam sıcaklığı ile ters orantılıdır. Bu da hava sıcaklığının artması ile yem tüketim isteğinin düşmesi, hava sıcaklığının azalması ile yem tüketim isteğinin artması anlamına gelir.
Soğuk stresine maruz kalan sığırlar için rüzgârdan koruyacak sundurma tipi veya kapalı ahırlar gibi korunaklı, sert rüzgârı almayan fakat havadar, sürekli hava sirkülasyonunun olduğu barınakların olması gerekir. Sığırlar soğuk havaya sıcak havaya oranla daha dayanıklıdırlar.
Fakat soğuk hava ile yüksek nem sıkıntı yaratabilir. Ayrıca soğuk hava, rüzgâr ve yağmur bir araya geldiğinde ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Sığırları kapalı ahırların içine kapatmak hem gereksiz maliyet, hem de verim kaybı getirmektedir. Bu gün şunu biliyoruz ki ne kadar kar yağarsa yağsın, çok düşük (aşırı) soğuklar olmadığı sürece hayvan metabolizması eğer sürekli çalışıyorsa zayiat verilmemektedir. Zayiat veren çiftlikler gerekli bakım koşullarını sağlamamışlar veya sığırların ulaşabilecekleri yemliklerde sürekli kaba yem bulundurmamışlardır. Barınakların kışın sığırları şiddetli rüzgârdan, yazın ise şiddetli güneşten koruması gerekmektedir. Çok gerekirse branda çekilerek önlem alınabilir.
Geleneksel her yöntem doğru bir uygulama olmayabilir, isterse 1000 yıldır kullanılıyor olsun. Bu nedenle gereksiz maliyetlerden ve sığırları havasız, dar ahırlara kapatmaktan vazgeçilmelidir.
22 dereceyi aşan sıcaklıklarda ilk etapta süt veriminde ve kuru madde tüketiminde giderek artan oranlarda azalma gözlemlenir. Çünkü hayvan metabolizmasının önceliği verim vermek değil doğal yapısını korumaktır. Bu nedenle metabolizmasını değişen çevre şartlarına karşı koruyabilmek ve uyum sağlayabilmek için süt veriminin düşmesi ile birlikte döl tutmama probleminin yanı sıra son atmama, rahim iltihapları, ketosis, süt yağının azalması ve asidoz görülmeye başlar. Asidozun sonucu ileri dönemde topallıklar artmaya başlar. Bu nedenle tüm bölgelerimizde sıcaklığın yükselmesiyle ve özellikle kıyı bölgelerde nem oranının da yükselmesiyle +20 ?C yi geçen sıcaklıkların görülmeye başlanacağı dönemlerde beslemeye ve fiziksel koşulların uygunluğuna çok dikkat edilmeli yaz beslemesine geçilmelidir. Önceden alınacak önlemler üreticilerimizi yüksek oranda verim ve belki de ölümle sonuçlanabilecek kayıplardan kurtarabilir.
Sıcaklık arttıkça kuru madde tüketimi %5-25 oranında düşer. Bu nedenle düşen kuru madde tüketimi göz önüne alınarak tüketebileceği kuru madde oranı saptanmalı, verimi düşürmemek için belirlenen kuru maddede sığırdan alınmak istenen et, süt, yavru verimlerinin besin değerleri tutturulmaya çalışılmalı, mineral madde takviyesi gibi yöntemlerle metabolizması desteklenmelidir. Kaliteli kaba ve kesif yem kullanılmalı kuru madde miktarındaki besin maddesi yoğunluğu arttırılmalıdır.
Kaba yem olarak yonca, baklagil kuru otları ve silaj kullanılmalıdır. Kaba yem / konsantre yem oranı, kaba yem oranının düşürülmesi ile dengelenmelidir. Kaba yem oranı % 40'ın altına düşürülmemeye çalışılarak ayarlanmalıdır. Asidoz riskine dikkat edilmelidir. Gerekli hallerde kaba yem oranının % 30-35'lere kadar indirilebileceği düşünülürse rasyonda kullanılacak hammaddelerin seçimi, rumende ve bağırsaklarda sindirilebilirlik oranları, birbirleri ile etkileşimlerine çok dikkat edilmeli, yoğun kesif yem ve ağırlıklı enerji beslemesinin yapıldığı bu dönemde çok hassas olacak rumen asit dengesi bozulmamalıdır. Optimum rumen pH'ı 6-7 arasında 6,2-6,8 olarak kabul edilir. Asit dengesinin bozulması yani Rumen pH'ını 5,5'e düşmesi ile rumen mikroorganizmalarının ölümüyle rumen hareketleri yavaşlar, PH 5 de rumen hareketleri tamamen durur. Sindirim sistemindeki en ufak bir aksama sığırların sağlığını, metabolizmasını, doğal olarak ta verimi direk etkiler.
İdeal içme suyu sıcaklığı 13-19?C olarak tutulmaya çalışılmalı bu nedenle su kaynaklarının güneş altında tutulmamasına dikkat edilmeli, sular sık sık değiştirilerek su sıcaklığı düşürülmeye çalışılmalıdır.
Fiziksel koşullar iyileştirilmeye çalışılmalıdır. Birkaç ipucu;
Sığırlarımızı betonerme duvarlar arasına hapsetmeyelim. Doğal yapısı mer'a larda otlamak ve özgürce dolaşmak olan bu canlıları ne kadar kapatılırsa o kadar fazla strese neden olunmaktadır. Bu da daha düşük süt verimi ve et verimi alınmasını sağlar.
Sığırlarımızı 18 ?C'nin üzerindeki sıcaklıklarda direk güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.
Güneş altında kalmaması için yemliklerin ve sulukların üzerine gölgelik yapılmalıdır,
Gölgede, sürekli hava sirkülâsyonunun olduğu bir ortamda tutulmalıdır,
Gerekirse ahır çatıları ıslatılmalıdır,
Direk duş veya yağmurlama yapılmalıdır,
Kendi çaplarının 10 katı ölçüdeki aralıklarla fan veya vantilatör yerleştirilmelidir.
Yemleme saatleri günün serin saatlerine alınmaya çalışılmalıdır,
Ahırlar mümkün olduğunca temiz ve kuru tutulmalıdır,
Sindirimi kolay ve kaliteli kaba yem verilmelidir,
Rasyona vitamin mineral takviyesi yapılmalıdır.
Şu unutulmamalıdır ki ineklerimiz ne kadar mutluysa o kadar yüksek verim verecektir.