Kaynak: Prof. Dr. Hazım Gökçen/ hazimgokcen.com
Ekonomik amaçla yetiştirilen çiftlik hayvanlarının o arada da ineklerin en önemli verimi döl verimidir. Çünkü, et, süt gibi ekonomik önem taşıyan döl verimi üstün kuşakların varlığı ile mümkündür. İneklerde döl verinin diğer önemli bir yanı da yavrulamayan ineğin süt veremeyeceği gerçeğinden kaynaklanmaktadır.
İneklerde döl verimi çok çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bu faktörlerin başlıcaları arasında genetik yapı, menengment (bakım-beslenme-yönetim-barındırma ), hastalıklar, tohumlamacı yada boğa, hijyeni sayılabilir.
İneklerde döl verimi öteki çiftlik hayvanlarına bakınca daha da önemlidir. Çünkü, bir ineğin yavrusu ve sütü pazarda hem rağbet görmekte hem de değer fiyatına satılabilmektedir.
İneklerde döl veriminin dikkate değer iki önemli özelliği vardır. Bunlardan birincisi kızgınlık süreleri çok kısa olduğundan gebelik oluşturmada zorluk çekilmesi, ikincisi de süt verimi arttıkça döl veriminin düşmesidir.
Hayvancılığın temel kesimlerinden birini oluşturan süt sığırcılığında bir ineğin değeri yaşamı süresince ürettiği yavru yani süt ve yetiştiriciye sağladığı kar ile ölçülür. Yaşam boyu karlılıkta olarak ta nitelenen bu olgu iki ana eksen üzerine oturur. Bunlardan ilki süt veriminin üstünlüğü, diğeri de üretkenlik ömrünün uzunluğudur.
Döl verimi düşüklüğü süt sığırı işletmelerinde çok önemli ekonomik kayıplara neden olur. Bu kayıplar, döl verimi düşüklüğünün ortaya çıktığı dönemde yavru ve süt almamaktan ve boşuna beslemekten kaynaklanmaktadır. Bu kayıpların giderilmesi, ineklerden yılda bir yavru almaya, o da ineğin doğum sonu sağlıklı bir puerperium dönemi geçirmesine bağlıdır. Bu dönemde inek hem yavruyu oluşturmanın doğurduğu güç kaybı, hem de doğum sırasında maruz kaldığı yoğun hormon al baskı yüzünden dirençsiz kalmıştır. Ayrıcada doğum esnasında genişleyen ve dışa açılan genital kanal her türlü enfeksiyon etkeninin girişine uygun hale gelir. İmmun sisteminde zayıflaması sonucu genital kanalda yerleşme ve çoğalma olanağı bulan enfeksiyon etkenleri oluşturdukları genital yangılarla anöstrus, suböstrus gibi olgulara neden olarak gebeliği engeller. Öte yandan, yine aynı dönemde kimi hormonal yetersizlikler sonucu ovaryumlarda oluşan folliküler ve luteal kistler de siklus düzensizliklerine neden olarak repeat-breeder sonucu inekte gebeliğin oluşmamasına yol açarlar. Bu durumda eğer iki doğum arasındaki süre 365 günü aşarsa, doğum ile puerperium daki ilk kızgınlık arasındaki süre 45 günü geçerse, doğum ile ilk tohumlama arasındaki süre 60 günden çoksa, doğum ile ilk gebelik arasındaki süre 120 günden fazlaysa, ilk tohumlamadaki gebelik oranı %50 den azsa ve gebelik başına tohumlama sayısı ikiden yüksekse ineğin döl verimi düşük sayılır.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ineklerden yararlanma süresi azalmaktadır. Dünyada her yıl ineklerin %30 u kısırlık nedeniyle kesilmektedir. Türkiye"e bu oran %50 nin üzerindedir. Eskilerde bir inekten fertil yaşamı süresince 6-7 yavru alınabilirken günümüzde 2-3 yavru ancak alınabilmektedir. Nitekim Türkiye"e 17 ildeki 1.207 işletmeye ait 15.896 inek üzerinde yapılan bir fertilite araştırmasında damızlıkta kalma süresi yani fertil yaşam süresi 25.12 ay, buzağılama sayısı da 2.23 olarak bulunmuştur. Ayrıca, aynı araştırmada iki doğum arasındaki süre 401 gün ve doğumda ilk gebelik arasındaki sürede 121 gün olarak saptanmıştır ki bu rakamlar normal bir döl veriminin ölçütlerini gösteren rakamlara bakınca bir hayli fazladır.
Bugünkü bilgilerimize göre döl verimi düşüklüklerinin %20'si genetik %80 ı çevre faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Oransal olarak görece düşük genetik faktörler sürüde uygulanacak başarılı bir seleksiyonla giderilebilir. Çevre faktörlerinin o arada da özellikle bakım-beslemenin etkisi de hayvancılıkta gitgide etkinleşen entansifleşmeye bağlı olarak giderek azalmaktadır.
Döl verimi düşüklüğüne neden olan başlıca faktörler şunlardır;
1- Spesifik Olmayan Enfeksiyonlar Streptekok ,Stafilekok,koliform bakteri, c.pyogenes v.b
2- Spesifik Enfeksiyonlar (genital enfeksiyonlar) Kampliyoobakteriozis, leptospirozis, brusellozis, tuberkülozis Listeriozis, trikomoniazis, toxoplazmozis, BDV, IBR, IPV, mavi dil, aspergillus fusmigatus v.b
3- Menengment Eksikliği Bakım,beslenme,barındırma,yönetim eksikliği
4- Anöstrus,suböstrus,repeat-breeder tanısı ile karakterize Siklus ve ovarim bozuklukları
Anöstrus Tanısı İle Ortaya Çıkan Bozukluklar
Fizyolojik Anöstrus
Puberti öncesi genç hayvanlarda
Gebe hayvanlarda
Puerperium'daki ineklerde
Menepozdaki yaşlı ineklerde
Patolojik Anöstrus
Ovaryum aplazisi
Ovaryum hipoplazisi
Ovaryum atforisi
Büyük folliküler ve luteal kistler,
Kistik korpos pseudograviditatis
Kistik korpus luteum
Korpus luteum pseudograviditatis
Sağıtım
Menengmentin iyileştirilmesi
Vitaminler(A,E)
Minarel ve iz elementler (P, Cu, Sn, Zn, Co)
Hormonlar (Prostaglandin, Gn-Rn, PMGS, HCG, östrojen, progestron)
Fiziki müdahalaler (patlatma, enukleasyon)
. Repeat Breeder (Geri Dönme) Tanısı ile Ortaya Çıkan Bozukluklar
Normal Siklus'da (18-24 gün)
Metritis (1.ve2.evre)
Sperma, boğa, tohumlamacı sorunu
Doğum sonu erken ilk tohumlama
Zamansız tohumlama
Gecikmiş (engellenen) ovulasyon
Follikül atrezisi
Erken embriyonik ölüm
Bakım beslenme eksikliği, dik laktasyon eğrisi, kapalı ahır
Yüksek ısı, nem
Kısalmış Siklus'da (4-12 gün)
Gecikmiş (engellenen) ovulasyon
İki farklı follikül gelişimi
Uzamış siklus'da (6-9 Hafta)
Suböstrus
Kızgınlık tayini eksikliği
25-35 Gün
Erken Embriyonik Ölüm
Kampliyobakteriozis
Uzamış ve Kısalmış Siklusta
Follikül atrezisi ve küçük follikül kisleri
Subötrus Tanısı İle Ortaya Çıkan Bozukluklar
Fizyolojik
Puberti
Puerperium'daki ilk ovulasyon
Patolojik
Genetik
Menengment eksikliği
Östrojen eksikliği
Follikül atrezisi
Merkezi Sinir Sisteminin Progesterona karşı eksik duyarlığı
Sterilite
Hermafrodismus (interseksualite)
Freemartinismus
Beyaz düve hastalığı
Ovaryum hipoplazisi
Ovaryum aplazisi
Endometrial bezlerin eksikliği
Çift servikslilik